2 Oda 1 Balon

Uzaklardaki ilginç ülke Güney Afrika

Okumaya başlamadan önce “2oda1balon kimdir”i (Tık!), istifa sürecimi (Tık!) ve Güney Afrika’ya taşınma sürecimizi (Tık!) anlattığım yazılara gözatabilirsiniz.

—Mart 2017—

Avrupa ülkelerinde ya da ABD’de bulunmuşsanız her ne kadar kültür ve yaşam biçimleri bizden farklı olsa da Türkiye’ye (ya da İstanbul’a diyelim) benzer noktaları görmüşsünüzdür; dünyanın bu kısmında sınırlar gün geçtikçe eriyor. Afrika kıtası ise bizlerden uzak olduğundan çok da tanınmayıp medyanın sunduğu basmakalıp görüntülerdeki kazanda insan kaynatıp danseden yamyamlar, bir deri bir kemik aç siyahi cocuklar, tozlu toprak yollar, başlarının üzerinde kovalarıyla uzun su sıralarında bekleyen yarıçıplak insanları içeren sahnelerle biliniyor hep. Bu görüntülerin eksiği var, doğrusu var, yanlışı var; ama gerçek olan şu ki bu kıta doğasıyla, insanıyla, müziğiyle, rengiyle, kokusuyla diğerlerinden başka bir dünya. Güney Afrika bu kıtanın en gelişmiş ülkelerinden biri. Gelişmiş olması Avrupa ülkelerine benzerliğini artırsa da geldiğimden beri bazen hayretler, bazen hayranlıklar içinde kaldığım şeyler görüyorum/yaşıyorum/öğreniyorum. Hadi ateyizler bunu da açıklasın diye Güney Afrika’daki ilginçlikleri birkaç başlık altında özetlemek istedim;

  • Ülkede 3 başkent, 11 resmi dil bulunuyor:

Boşuna “Rainbow Nation” (Gökkuşağı Ulusu) dememişler. Sokaklarında her cilt renginden insanı görebileceğiniz hakikaten gökkuşağı gibi bir ülke. Ülkede %80 gibi bir çoğunluğu oluşturan siyahiler tarihteki kabile yaşamlarının getirisi olarak farklı dil ve kültürlere sahiplerken üzerine bir de yeni ticaret yolları peşindeki Avrupalıların Ümit Burnu’nu keşfedip gelip buralarda misafir olması, sonra zengin altın madenleri, ucuz işgücü derken pek sevip yatıya kalması, sonra baya baya yerleşmesiyle, üstüne kah köleliğe kah ekmeğinin peşine Hintlilerin de gelmesiyle ülke iyice kültür deryası olmuş. Irkçı apartheid rejimi sona erdiğinde herkesi kucaklamaya ant içmiş yeni anayasa, tüm bu çorbayı kimsenin gönlünü kırmadan tek bayrak altında uluslaştırmış: sonuç 11 resmi dil, 3 başkent. Anayasa, İngilizce, Afrikaan, Xhosa, Zulu, Ndbele, Kuzey Sotho, Güney Sotho, Tsonga, Tswana, Swati, Venda dillerinin hepsini resmi dil kabul ediyor; kağıt paralarının üzerinde “Güney Afrika Merkez Bankası” yazısı tüm bu farklı dillerde yazıyor, milli marşında da en çok kullanılan 5 dilden cümleler bulunuyor. Okulların büyük çoğunluğunda eğitim İngilizce, diğer yerel diller seçmeli. İşin güzel tarafı herkes kendi anadilinin yanısıra İngilizce konuşabiliyor, dolayısıyla günlük hayatta iletişimde zorluk çekmiyorsunuz. Yürütme Pretoria, yasama Capetown, yargı Bloemfontein olmak üzere üç başkent bulunuyor.

  • İnsanların içtenliği:

Evet Türk milleti olarak içteniz, komşuluk, arkadaşlık nedir biliriz. Fakat Güney Afrika’daki durum biraz değişik. Mesela yolda yürürken karşıdan gelen kişi “merhaba” diyerek geçiyor yanınızdan. Durakta beklerken size “çok güzelsin” diyebiliyor yanınızda bekleyen kişi. Markette arkanızda sıra bekleyen onca insana rağmen kasiyer hatrınızı soruyor, sohbet ediyor. İlk defa gördüğünüz komşu, evin önünden geçerken gülümseyerek el sallıyor. Gözgöze geldiğiniz kişiye selam vermezseniz tuhaf karşılanabiliyor, ki o size selam vereceği için yaptığınız tabiri caizse öküzlük oluyor. Türkiye’de “ayh bana asılıyor mu ne”, “ne iş, ne alaka, neden ki” diyebileceğiniz, hatta sonu bir temiz dayakla karakolda bitebilecek onlarca selamlaşma, iltifat, karşılıklı gülümsemece burada günlük hayatın önemli bir parçası. Başta garipsesem de bu durum zamanla yüzümde gülümseme oluşturmaya başladı. Ben de zırhımı indirip öyle kırk yıllık köyüme gelmiş gibi yolda yolakta herkesle sohbet muhabbet etmeye başladım. Anladım ki buradaki insanların yüzlerindeki gülümsemelerin önemli bir sebebi de bu selamlaşmalar, hal hatır sormalar.

Buralarda bakış atmak kolay, o bakışı Türkiye’de de denesene delikanlı.

  • Güvenlik sıkıntısı

Güney Afrika’yı ziyaret ile ilgili yapacağınız ufak bir google araması ilk olarak yüksek suç oranını, seyahat esnasında dikkatli olmanız gerektiğini karşınıza çıkarıyor. En sıkıntılı şehir Johannesburg, diğer şehirler de pek farklı değil. Şehirlerin resmi internet sitelerinde dahi gece dışarıda yürümemeniz, parklarda, tenhalarda yalnız gezmemeniz gerektiği belirtiliyor. “Aman canım Türkiye’de de güvenlik sıkıntısı var. Terör, patlayan bombalar, hırsızlık, kapkaç her yerde” diyerek geldiğinizde bir farklılık olduğunu şehre girer girmez hissediyorsunuz. Zengin-fakir arasındaki dev gelir uçurumu, bazı bölgelerde halen aşılamamış ırkçılık ve yetkililerin umursamazlığı buradaki suç oranının hayli yüksek olmasına yol açmış. Evlerin etrafında yüksek duvarlar, üzerlerinde elektrikli teller, tellerin hemen altında ise “hele bi geçmeye kalk, alnının ortasından vururuz” anlamına gelen “Armed Response” yazıları, hatta bazı sokaklardaki güvenlik kulübeleri dikkat çekiyor. Metroda, kütüphanede, alışveriş merkezleri gibi kalabalık yerlerde duvarlarda şahsi eşyalarınıza dikkat etmenizi öğütleyen uyarılar bulunuyor. Tanıştığınız, konuştuğunuz yerlilerden de dikkatli olmanıza ilişkin tavsiyeleri illa ki duyuyorsunuz. İnsanlarda inanılmaz bir güvenlik endişesi, ciddi bir korunma güdüsü ve farkındalık oluşmuş. Yetkililerin bu konuda pek bir şey yapmadığı, devasa güvenlik sektörünün kazancına taş koyulmaması için de bu düzenin böyle gittiği konuşuluyor. Elbette her yer aynı durumda değil, ama gece olunca ülkenin büyük bir çoğunluğunun balkabağına dönüştüğü bir gerçek. Dikkatli olmakta fayda var. Sonuç olarak, Güney Afrika’ya seyahat etmek güvenli mi sorusunun cevabı bölgeye, günün saatine, görünüşünüze ve davranışlarınıza göre değişiyor. Bu konuda yakında daha detaylı bir yazı yazmayı planlıyorum.

Johannesburg’ta sıradan bir bahçe duvarı. Duvarın üstündeki teller kuş konsun diye değil, cıs.

  • Soldan akan trafik:

Güney Afrika’da İngiliz etkisiyle trafik İngiltere’deki gibi soldan akıyor ve arabaların direksiyonları sağda. Bu durum ilk başlarda benim alışmakta en zorlandığım konulardan biri oldu. Arabaya bineceğim zaman yanlış tarafa geçerek, karşıdan karşıya geçeceğim zaman önce sağa, sonra sola, sonra tekrar sağa, sonra tekrar sola, sonra tekrar sağa bakarak helak oluyordum. Araba sürmek ise ayrı bir meziyet. Türkiye’de aktif bir sürücü olmama rağmen burada “Trafiği birbirine katan Türk dehşet saçtı” haberlerine konu olmamak için bir süre gözlemci olarak takıldım. Yavaştan alışmaya başlasam da döner kavşakta doğru taraftan dönmek, sola/sağa dönerken doğru şeride geçmek gibi zorlayıcı (!) konularda eğer odaklanmamışsam zaman zaman tereddütler yaşayabiliyorum. Bazı insanlar çok kolay alıştığını söylese de benim beynim bir miktar direniyor. Dahası bu trafiğin soldan akma mevzuu günlük hayattaki bazı davranışları da etkiliyor haliyle; mesela dar bir yolda karşıdan gelene yol vermek için sen sağa geçersin karşıdan gelen kişi sola geçer ya, işte burda tam tersini yapıyorsun. Yürüyen merdivende yürüyenlere yol vermek için sağda değil solda bekliyorsun. İşte bunlar hep beyin egzersizi. Alzheimer kork benden!

Araç kullanırken geçiş önceliğine de dikkat etmelisiniz.

  • Güney Yarım Kürede olmanın getirdiği farklılıklar:

Küçüklüğünden Barış Manço’nun ekvatorda yaptığı su deneyini hatırlayanınız var mı? Rahmetli, ekvator civarlarında bir yerliyle birlikte bir kabın içine su döküp suyun dönüş yönüne dair bir test yapmıştı. Kuzey yarım kürede su saat yönünde, güney yarım kürede  saatin tersi yönünde, ekvatorda ise sağa ya da sola dönmeden dümdüz akmıştı. Küçüklüğümde izlediğimde çok ilgimi çeken bu deneyi yıllar sonra elbette Güney Afrika’ya gelir gelmez denedim 🙂 Coğrafya derslerinde uyumuş ya da matematik testi çözmüş olanlar için biraz detay vereyim: Evet güney yarım kürede bir takım şeyler kuzey yarım küreye göre ters işliyor. Örneğin bizim memleketlerde 21 Mart itibariyle gündüzler uzamaya geceler kısalmaya başlarken, güney yarım kürede gündüzler kısalıp geceler uzamaya başlıyor. Dolayısıyla kuzeyde yaz iken güneyde kış. Yani kuzey yarım kürede instagramda “esmiyooor” altmetinli plajda bacak fotosu paylaşılan zamanlarda güneyde “keşke esmese” denilerek battaniye-sıcak kahve fotoları çekiliyor. Tam tersi olarak kuzeyde “kocişle kar topu qeyfi” mevsiminde güneyde “bacanakla piknik qeyfi” yaşanıyor. Bu durum kuzey yarım kürede doğmuş büyümüş benim gibiler için buraya geldiğinizde biraz bocalamanıza, memleketten eş dost ile her konuştuğunuzda muhakkak “orda hava soğuk mu, biz burda pişiyoruz”, “orda karanlık mı oldu, burda daha aydınlık” muhabbeti yapılmasına sebep oluyor. Mevsimsel olarak bunca farklılığa, aralarındaki 10bin kilometre uzaklığa rağmen Güney Afrika, Türkiye ile aynı boylamlar üzerinde olduğundan aralarındaki saat farkı yalnızca 1 saat (hatta pek değerli büyüklerimiz Türkiye’de kış saati uygulamasını kaldırmamış olsaydı kışın o fark da olmayacaktı).

  • Doğal güzellikler:

İki yıl önce Güney Afrika’ya ilk kez turist olarak geldiğimde yeşilliğine hayran kalmıştım. Yeşilin binbir tonunu barındıran ormanlarının yanısıra fil, penguen, aslan, devekuşu, maymun gibi ancak hayvanat bahçelerinde tellerin arkasında görülebilecek hayvanlarla aniden burun buruna gelebileceğiniz bir dünya burası. Atlas Okyanusu ile Hint Okyanusunun buluştuğu Afrika kıtasının en güney ucu Agulhas Burnu, coğrafya kitaplarından hatırladığımız Ümit Burnu, sembol haline gelmiş “Big 5” denilen 5 büyük hayvanı (aslan, fil, leopar, gergedan ve bufalo) ve daha nicelerini doğal ortamlarında görebileceğiniz devasa safari parkları, şehrin içindeki yemyeşil alanları, dev dalgalı sörf plajları, nefes kesici tırmanma rotaları ile sanki bu ülkeye biraz torpil geçilmiş gibi. Ya da korumayı bilmişler mi demeliyiz?

Yazı biraz uzun oldu (biraz?). Aranızda okurken uyuyakalanlar, yemeği yananlar, yetişeceği yere geç kalanlar olmuş olabilir 🙂 İlginizi çeken, detayını öğrenmek istediğiniz noktalar olursa bana yazarsanız başka bir yazı konusu olarak detaylandırabilirim. Buradaki ilk haftasonumda karşılaştığım ve hemen Japon turist edasıyla kayda aldığım sokak müzisyenlerinin ezgileriyle sözlerime burada son veriyorum. Şimdilik esen kalınız 🙂

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir