2 Oda 1 Balon

Güney Afrika’ya taşınıyoruz!

Okumaya başlamadan önce “2oda1balon kimdir” sorusuna cevap için ilk yazıya (Tık!) ve istifa sürecimi anlattığım ikinci yazıya (Tık!) gözatabilirsiniz.

—Şubat 2017—

Güney Afrika’ya taşınıyoruz. Evet Afrika’nın güneyi. Hayır ülkenin ismi bu. Evet dünya kupası, vuvuzela, Shakira waka waka.

Güney Afrika’ya 2 yıl önce 10 günlüğüne tatil için gelmiş ve buradaki yaşayışa ve kültüre her zaman ilgi duymuş biri olarak ülkenin rengine, kokusuna, sesine, insanına hayran olarak ayrılmıştım.  Abarttığım kadar “her yönüyle bir cennet” değildi elbette ama tek kelimeyle farklıydı. Türkiye, her ne kadar şu aralar yüzünü doğuya çevirse de, yıllar boyu batıdan esinlendiği bir çok şeyle Avrupa, Amerika gezilerimde gördüklerimle bazı ortak noktalara sahipti. Fakat Güney Afrika bambaşka bir coğrafyada güneyin de güneyinde sanki herkesten uzakta bambaşka kafaları yaşıyordu.

2016 yılı temmuz ayında tam da darbe günü evlendik (12 Eylülde bir darbe yıldönümünde doğduğumu da düşününce tahmin ettiğiniz gibi aşırı şanslıyımdır, kısmetsiz bedeviyi çölde kutup ayısı kovalar) Evlenirken masrafları minumumda tutup ekstra hiçbir eşya almamış, böylesinin bizi daha çok mutlu edeceğini düşündüğümüzden bekar evimizdeki hayatımıza evliliğimizi entegre etmiştik. Evliliğimizin 1. ayında eşim 2017 sonuna kdr sürecek Güney Afrika projesine atanınca bir karar vermemiz gerekti, oturup ne istediğimizi sorguladık. Bizim için hem maddi, hem manevi muhtemel getiri ve götürülerini tarttık. Son zamanlarda yaşadığım kronik yorgunluğun ve ülkenin gündeminin de iteklemesiyle kariyerime bir süreliğine ara verme ve uzun süredir hayal ettiğim keşifleri yapma fikrime kendisi de destek olunca e hadi o zaman dedik. Eşimin gitmesinden 7 ay sonra da ben ev, iş durumlarımda son toparlamaları yaptım. Eşyalarımıza büyük bir yatırım yapmadığımız ve kopamaz bağlar kurmadığımızdan 1 yıl sürecek bir ayrılık için veda etmek zor olmayacaktı. 1 yıl sonrasını ise şimdilik pek kestiremediğimizden geri dönüşümüz sancılı olmasın diye boşa kira ödeme pahasına tatile çıkar gibi evi aynen bırakmaya karar verdik. İşime, sevdiklerime veda ederek yazlığıyla kışlığıyla, fermuarını üstüne oturarak kapattığım 38 kilogram bavulumla Atatürk havalimanına gelip “illa öpüjemmm yurtdışı çıkış harç/haraç pulu” öpücüğünü de alıp (canım benim, öpmeden asla bırakmaz) ülkeden ayrıldım 🙂

11 saatlik İstanbul-Johannesburg uçuşu boyunca uyuyup uyanıp işten nasıl ayrıldığımı (İstifa sürecimi anlattığım yazı için Tık!), kimlere nasıl veda ettiğimi, yanıma ve kalbime neleri alıp neleri geride bıraktığımı düşündüm. Bir süreliğine yeni bir hayata adım attığımı kendime hatırlattıkça oturduğum yerde heyecan bastı.

Johannesburg havalimanına 23 Şubat günü öğle vakti indim. Pasaport ve bavul işlemlerini geçince yoluma kırmızı halı sermiş bir grup siyahi yerlininin ellerinde çiçeklerle karşılama törenine “hay Allah ne zahmet ettiniz dedim” filan demeyi isterdim ama, üçkağıtçı cengaver kardeşlerimizin koşarak gelip “nereye gidiyorsun, yardım edeyim, bavulunu taşıyayım, taksi lazım mı, otele ihtiyacın var mı, para bozayım mı” diye hep bir ağızdan bambaşka tekliflerle başıma üşüşmeleriyle hayal aleminden pat diye düşüp kendime geldim. İşte macera başlıyordu.

Hello Mama Africa!

Güney Afrika’daki ilk günümde hava durumu. Aşırı aşırısı şanslı olduğumu söylemiş miydim? Hoşbulduuuk.

Bir sonraki yazı “Uzaklardaki ilginç ülke Güney Afrika” için Tık! 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir